| ||||||||||
| ||||||||||
|
| ||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Özgenç: KOBİ'ler Güçlerini Birleştirmeli
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği (KOBİDER), Türkiye'nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak üzere hizmet verebilmek ve KOBİ´ler için çatı kuruluşu oluşturmak gayesiyle faaliyet gösteriyor. Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği (KOBİDER), Türkiye'nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak üzere hizmet verebilmek ve KOBİ´ler için çatı kuruluşu oluşturmak gayesiyle faaliyet gösteriyor. Ülke kalkınmasının temelini oluşturan ekonomik yapılanmanın geliştirilmesine yönelik altyapı çalışmalarını destekleyen KOBİDER, bu doğrultuda, KOBİ´lerin vasıflarını, sosyal sorumluluklarını ve dayanışma ruhunu geliştirmek suretiyle toplumun sosyo-ekonomik düzeyinin gelişmesine katkıda bulunmayı amaçlıyor. KOBİDER Başkanı Nurettin Özgenç ile Türkiye ekonomisinin önemli aktörleri olan KOBİ'lerin küresel kriz sürecinde yaşadıklarını, sorunlarını ve neler yapılması gerektiğini konuştuk. KOBİDER' in kuruluşundan başlayalım, ne zaman kuruldu? KOBİDER 2003 yılında benim kurucu genel başkanlığımda kuruldu. Bu alanda bir dernek boşluğu olduğunu görerek, KOBİ'lerin kendi ismini taşıyan bir dernek olması amacıyla ve amatör bir ruhla kuruldu. Bugün de aynı şekilde hareket ediyor, ama tabii ki artık kamuoyunda belli bir konuma geldi. İyi bir yere geldiğimizi düşünüyorum, çünkü sivil toplum kuruluşları Türkiye'de biraz zor gelişiyor AB ülkelerindeki gibi değil. Orada bir kişi birden fazla derneğe üye olabiliyorken, bizde olamıyor maalesef. KOBİDER' de üye aidatı yok. Biz Türkiye'nin her şehrinden her insana, üyemiz olsun olmasın, elimizden gelen tüm yardımı sağlarız. KOBİDER bu anlamda gönüllü bir sivil toplum kuruluşudur. KOBİ'lerin tam anlamıyla desteklerden yararlanma konusundaki sıkıntıları var. Krediye ulaşmada sıkıntı yaşıyorlar. Türkiye'de KOBİ'ler istihdamın yüzde 70'ini, katma değerin yüzde 20'sini karşılıyor. Bir şekilde tam anlamıyla yerlerini bulmuşlar mı diye düşündüğümüzde, tam olarak değil diyebiliriz. Çünkü AB ülkelerine baktığımızda KOBİ'lerin aldığı pay çok daha yüksek Resmi üye sayımız 720, ama biz 81 ilde herkese ulaşmaya çalışıyoruz. Türkiye'de 2 milyon 300 bin KOBİ olduğu belirtiliyor. Biz de 2 milyon 300 bin gönüllü üyemiz olduğunu ifade ediyoruz. Bu anlamda biz bütün KOBİ'lerimize her anlamda yardımcı olmaya gayret ediyoruz. Üyelerin sektörel dağılımına bakıldığında nasıl bir tablo var? Makine sektörü var, kuyumculuk sektörü var, tekstil var, malzeme üretimi yapanlar var. Değişik sektörlerden üyelerimiz bulunuyor. Zaten KOBİDER sahaya inip de “üye bulalım” gibi bir çalışma içerisinde değil. Bizim öncelikli amacımız şuydu: KOBİDER bir marka olsun, kendini ispatlasın, kendini anlatsın ve KOBİ bizi benimseyerek, tanıyarak gelsin bize üye olsun. Mühim olan işlevdir. Bilindiği gibi Türkiye'de üye sayısını 3 bin, 4 bin olarak gösteren odalar var. Bu odalardan KOBİDER'in farkı gönüllülük esasına dayanması ve herhangi bir mali getirisi olmaması. Biz tamamen gönüllü bir sivil toplum kuruluşuyuz. Zaten KOBİ'ler de bunu istemiştir. Biz taraflı olmamışızdır, doğruları anlatmışızdır. Siyasi partilere de, basın kuruluşlarına da hep eşit mesafede olmaya gayret ettik. KOBİ'lerin en büyük sorunu nedir? KOBİ'lerin statüsü çok değişik; dar bir statüye sahipler. Kimi firmalar kendilerinin KOBİ olduğunu bile bilmiyor. KOBİ'lerin kapsamını genişleten kanunla beraber güzel bir gelişme oldu. Sanayi Bakanlığı'nın sanayiyi öne çıkarması, KOBİ sayılarının ve tanımlarının netleştirilmesi gibi olumlu şeyler yapıldı. Eskiden KOBİ sayısı farklıydı. 2.3 milyon değildi. KOBİ'lerin tam anlamıyla desteklerden yararlanma konusundaki sıkıntıları var. Krediye ulaşmada sıkıntı yaşıyorlar. Türkiye'de KOBİ'ler istihdamın yüzde 70'ini, katma değerin yüzde 20'sini karşılıyor. Bir şekilde tam anlamıyla yerlerini bulmuşlar mı diye düşündüğümüzde, tam olarak değil diyebiliriz. Çünkü AB ülkelerine baktığımızda KOBİ'lerin aldığı pay çok daha yüksek. Türkiye'de reel sektöre şimdilerde dönüş yapıldı. Bununla birlikte KOBİ'lerin aldığı pay yükselmeye başladı. Olumlu bir gelişmedir. Daha da iyi olması lazım, çünkü AB ülkelerinde KOBİ'lere verilen değer çok daha yüksek. Örneğin Almanya'ya baktığımızda, Almanya'nın KOBİ'lerle kalkınan bir ülke olduğunu görürüz. Yani onların istihdamıyla, onların yarattığı değerle kalkınıyor. Sanayinin gelişmesi de temeldeki KOBİ'lerle olmuştur. Biz araba yapmıyoruz belki, ama o arabanın parçasını yapan KOBİ'dir. Onun için bu kesim hakikaten yerini bulmalıdır ki Türkiye hak ettiği yere gelebilsin. Tabii bir de yetişmiş eleman eksikliğimiz var. KOBİ'lerin en büyük sıkıntısı da yetişmiş elemanlar konusunda yaşanmaktadır. AB ülkelerinde mesleki lise oranı yüzde 69'dur. Bizde ise tam tersi; meslek liselerinin oranı yüzde 35, diğerlerinin yüzde 65'tir. Yani teknik eğitim ciddiye alınmıyor, bu çocukların önleri kesiliyor, bir haksızlık var. Herkesin mühendis olamayacağı bellidir, bizim teknisyene de ihtiyacımız var. Bizim ülkemizin de Avrupa ülkelerine yetişebilmesi, hatta geçebilmesi için, büyük ekonomiler arasına girmesi, sanayisini geliştirebilmesi için yapılabilecek en doğru şey meslek liselerinin gelişimidir. Güçlü ülkeler bu konuma geldiyse KOBİ'lerin sayesinde olmuştur. Şu anki hükümet, 81 ilde tüm KOBİ'lere destek verdi. Bu teşvikler alındı. Nitelikli elemanınız olmadıktan sonra, bu teşviklerle açtığınız işletmeyi nasıl çalıştıracaksınız? Bu bir sac ayağı gibidir. Adam parayı aldı, işletmeyi açtı, nitelikli eleman bulacak ki bir anlamı olsun. Amaç bu teşvik bölgelerinin kalkınması. Önemli olan bu bölgelerdeki insanlara istihdam sağlamak, oradaki mezunlara iş bulmak. Yani bu sac ayağının biri düşük şu anda. Bu nedenle bu iş sağlıklı değil, düzeltilmeli. Kriz sürecine ilişkin değerlendirmenizi alabilir miyim? 2007'den beri devam eden kriz var, siyasi anlamda yaşanan sorunlarla birlikte. Bunlar hep ülkeyi geriye götüren şeylerdir. Dünyada bunun örnekleri yok. Avrupa'da bir devlet başkanı değişti diye ekonomi durmuyor. Bizim bir anayasa kitapçığını kaldırıp atıyorsunuz, o gün ülke 45 milyar dolar zarar ediyor. Bankalar bitiyor, hortumlanıyor. Bizim ülkemizde maalesef bunlar çok yaşanıyor. Siyaset ekonominin hep üstünde yer alıyor. KOBİ'lerin en büyük endişesi şudur: Alışveriş durdu. İnsanlar zaruri ihtiyaçları dışında harcama yapmıyorlar. Çünkü ileriye dönük kaygıları var. Bu kaygının aşılması lazım, vatandaşın rahatlatılması lazım. Vatandaşta para var, ama harcamıyor. Altın satılıyor, ev alınıyor, araba satılıyor vs. demek ki ekonomiye bir canlılık geldi. Ancak yapılan olumsuz açıklamalar insanları tedirgin ediyor. Vatandaş biraz da nakit almak istiyor artık. Enflasyon da biraz düşük olduğu için altına yatırım yapıyor. Altın yükseldi, bozdurdu ev aldı. İnsanlar krediyle almıyor artık. Bankaların tutumu konusunda KOBİ'ler çok şikayetçi, değil mi? 2001 krizinde bankaları ayağa kaldıran KOBİ'lerdi. Bankalar batmıştı, KOBİ'ler yatırım yaptılar, bunun için kredi kullandılar. Ancak geçen yıldan beri yaşanan krizde, bankalar KOBİ'lere aynı desteği vermedi. Bugün her bankanın önünde yasal olmamasına rağmen kredi kartı veriliyor. Ancak bir işletmeci kredi alamıyor. Yani bankalar KOBİ'lere bu dönemde sıcak bakmadılar. Biz bunu her zaman dile getirdik. Leasing oranlarının yükseltilmesinin de etkisi oldu. Tamam, amacına aykırı kullananlar vardı, ama herkesi aynı kefeye neden koydular? Mesela bir jeep alınıyor, şirkete yazılıyor vergileri düşük oluyor çünkü; bunun önüne geçilmeliydi. Bir iş makinesi alınacaksa, işletme için gerekli bir şey alınacaksa KDV yüzde 1 olmalı. Bu konuda bir şeyler yapılmalı. Sonuçta firmanıza çok lüks araba veya konut alamazsınız. Bunun önüne geçilebilir diye düşünüyorum. KOBİ'lere bazı destekler de verildi. Bunlar yeterli miydi? Şimdi tabii ki yeterli değildi, artırıldı. Orada KOSGEB'in de hakkını yememek lazım. Eskiden KOSGEB'in sadece adı vardı, kendisi ortalıkta yoktu. Ama son yıllarda özellikle 2005 yılından sonra etkinliğini artırdı, çok önemli bir konuma geldi. Türkiye'nin neresinde olursa olsun anlattılar hizmetlerini. Daha önce imalatçı olmayan KOBİ'lere destek verilmiyordu. Ancak yapılan son yasal düzenlemelerle birlikte bütün KOBİ'lere destek verilmeye başlandı. Şimdi 100 bin KOBİ'ye kredi veriliyor. Bankaların etkinliği arttı. Daha çok kredi verilmeye başlandı. Yani bu anlamda KOBİ'ler için birçok avantaj getirildi. KOBİDER de bu konuda etkinliğini gösterdi. Kredileri anlattık, KOBİ'lerimize değişik bilgi taleplerinde yardımcı olduk. Hatta bizzat yönlendirdik, “böyle bir imkân var, yararlanın” dedik. 2001 krizinde bankaları ayağa kaldıran KOBİ'lerdi. Bankalar batmıştı, KOBİ'ler yatırım yaptılar, bunun için kredi kullandılar. Ancak geçen yıldan beri yaşanan krizde, bankalar KOBİ'lere aynı desteği vermedi. Bugün her bankanın önünde yasal olmamasına rağmen kredi kartı veriliyor. Ancak bir işletmeci kredi alamıyor. Yani bankalar KOBİ'lere bu dönemde sıcak bakmadılar. Biz bunu her zaman dile getirdik Şimdi de başımıza “Varlık Barışı” çıktı! Ancak hükümet “Varlık Barışı”ndan gelir elde edemeyince bir kaynak arayışına girdi, ama bunu da düzenlemeli. Kurunun yanında yaş da yanmamalı. Suiistimalini yapanlar gerçekten yansın. Şartlı bir tehdit oluyor o zaman. Yani her gün bir sıkıntıyla karşı karşıyayız KOBİ'ler olarak. Kendi yağıyla kavrulurken, hiç olmayacak sorunlar da yaşıyorlar. Ödemeler alınamıyor, gerek kamudan gerek özel sektörden. Bütün çekler döndü piyasada neredeyse. Bu yaşananlar hep sorun oluyor ekonomide. Hep zincir gibi birbirini etkileyen sorunlar yaşandı. Ekonomi kendi mecrasında, siyaset kendi mecrasında ilerlemeli. Ama bu olmayınca haliyle vatandaş bu işten kaygı duyuyor. Alışveriş yapmıyor. Bu defa tüketim olmayınca, üretime, satışa dönüşmüyor yapılan işler. Esnaf bunlarla uğraşırken bir de toplumsal olaylardan etkileniyor. KOBİ'ler ve birleşme, neden önemli? KOBİ'ler birleşmeliler. Çünkü KOBİ'ler başta da bahsettiğimiz gibi çok dağınık bir yapıya sahip. Yani bizde “küçük olsun, benim olsun” mantığı olduğundan, ortaklığa olumlu bakılmıyor. Ama başka yerlerde böyle değil. Bir elin nesi var, iki elin sesi var mantığıyla hareket etmeliyiz. KOBİ'lerin birleşmesi lazım. Bu konuda devlet iyi de bir imkân sundu; teşvikler getirdi vs. Fakat biz bir eksiklik olduğunu belirttik: Bir model yoktu. KOBİ'lerin birleşmenin faydasını daha net görebilmesini sağlayacak bir model gösterilmeliydi. Tavsiye çok önemlidir çünkü. Bir araba alırken bile tavsiyelere önem veririz. Ekonomi kendi mecrasında, siyaset kendi mecrasında ilerlemeli. Ama bu olmayınca haliyle vatandaş bu işten kaygı duyuyor. Alışveriş yapmıyor. Bu defa tüketim olmayınca, üretime, satışa dönüşmüyor yapılan işler. Esnaf bunlarla uğraşırken bir de toplumsal olaylardan etkileniyor Ancak birleşme konusunda böyle olmadı. Teşvikler için verilen zaman da doldu. Bu konuda bir sıkıntı var yani. Ben elle tutulur bir birleşmenin olduğu düşüncesinde değilim. Eksikliğin de şu noktalardan kaynaklandığını düşünüyorum. Birincisi güven, yeterince güven ortamı oluşmalı insanlar arasında. İkincisi bu insanlar birbirlerini tanımıyorlar. Batar mıyım, çıkar mıyım diye düşünüyor insan. Yüzde 100 de teşvik olsa çok bir faydası olmayacaktı. Süre mi kısaydı peki? Süre kısaydı evet. İndirimler oldu, ama süre kısa tutuldu. Bunun uzaması lazım. Ancak her şeyden önce örnek gerekiyor. Bunu biz iki yıl daha uzatsak da bir model olmadığı müddetçe istenen verim alınamayacaktır. Yani herhangi bir sektörde yapılan bir birleşmenin gelişimi tablolarla anlatılabilirdi. Aktif sivil toplum örgütleri de üzerine düşen görevi yapmalı, kamu da yapmalı. Bir model oluşturulup onun üzerinden değerlendirme yapılmalıydı. KOBİ birleşmelerinde de küçük veya büyük bir model oluşturulmalıydı. İnsanlar görmeliydi; “Siz nasıl birleştiniz, ne yaptınız?” demeliydi. Onlar da anlatmalıydı. Biz çok kez bunu dile getirdik. Örneksiz bunu yapmamız çok zor dedik. Kriz sürecinde verilen destekler konusunda ne düşünüyorsunuz? KOSGEB'in verdiği krediler bir nebze de olsa faydalı oldu. KOBİ'ler bankalardan alamadıkları desteği kamudan almış oldular. Olumlu bir gelişmeydi bu. Çünkü bankalar çeşitli nedenler öne sürdüler ve kredilerde bazı sorunlar yaşandı. KOSGEB'in destekleri ilaç gibi geldi. Biz KOBİ'lere şu konuda kızıyoruz. Yıl için bir hayli yere oldukça fazla harcama yapıyor, ancak bir sivil toplum kuruluşuna yaklaşmıyor. Biz diyoruz ki, “gidin bir sivil toplum kuruluşuna üye olun, oradan bilgi edinin, düzenli olarak size bilgi akışı sağlansın.” Yüksek bir ücret ödemeyeceksiniz buna. KOBİ gidiyor bankaya sadece. Çünkü KOBİ'nin bir sanayi danışmanı yok. Bankalardan da her zaman yeterli bilgiyi alamıyor. KOBİDER olarak bazı önerilerde de bulunduk. Son olarak “Türkiye Yaklaşımı” altında herkese destek verecek bir model geliştirdik. Bankaları da buna dahil edelim dedik. Yetkililerimize sesleniyoruz. “Türkiye Yaklaşımı” yapılsın, herkes bundan yararlansın. Bu uygulanırsa çok büyük fayda sağlanır. Bu haber 105 defa okunmuştur.
|
GALERİ |
||||||||
|
Bu web sayfası Kobider.org.tr 'ye aittir. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||